Ayrılığa Dipnot

Gitmek acıtıyorsa da yüreğimizi, çıkınımıza aldığımız umutlarla çıkıyoruz yollara.

Daha yürünecek çok yolumuz var, farkındayız. Ve gittiğimiz yolların hep gül gülistan olmayacağının, olamayacağının da… Her şeye rağmen yürüyeceğiz / direneceğiz. Ne kadar olumsuzluk varsa karşılaştığımız, umudumuzun son damlasına kadar sürdüreceğiz mücadelemizi. Ne geçmiş başarısızlıklar korkutacak bizi, ne de yapılacakların çokluğu.

Kırılgan bir gül olur insan ayrılıklarda. Alıp koklasanız da solar, dalında bıraksanız da. Ve bizce biliniyor ki, ne kadar kısa olursa vedalar, o kadar kolay olur ayrılıklar. Ne diyordu şair:

“Yıldızlar kaydı sanma, gözlerim senden kaçan
Bu kaçıncı ayrılık, kaçıncı göz silişim

Vedalar kısaysa hoş, zor sanılan ayrılık
Sarıldık ya haydi git, görme mahzun oluşum.”

Elbette haklıdır. Yüreğimizin bir köşesini ayrılıklar için süslemişizdir biz. Duvarlarına astığımız hüzündür; gecesini aydınlatansa gözyaşı, bir inci misali avuçlarımızda tuttuğumuz. Ne kadar çok olursa o kadar aydınlık olur sandığımız…

Nice yürekler vardır ki, bir ayrılıklar manzumesidir. Mısra mısra dokunmuştur hicran. Pek çok insanın hiçbir şey anlamadım dediği şiirler kadar kapalıdır onlar. İster ki, erbâbı gelsin, şöyle bir dokunsun tellerine. Bakın o zaman nasıl anlaşılır şeyler söylüyor. “Dili yok kalbimin, ondan  ne kadar bîzârım.” diyen Akif misali.

Ayrılık ki, yarındır; yarınsa sevdadır, umuttur, bekleyiştir. Ve yarın, yarın olduğunda artık hasrettir, dünde kalanlara dair; hatıradır, içinde kırmızı güller kuruttuğunuz defterler gibi açıp okuyanı kalmamış. Biraz da yağmur sesi, toprak kokusudur, yüreğinizin kapılarını açmadan hissedemeyeceğiniz.

*                      *                      *

Yarın.

Her yağmur sesinde, her toprak kokusunda çaldı kapımı. Hiç kapıda bırakmadım ben onu. Yüreğim toprak oldu yeşertti yarını, yağmur oldu suladı.

Yarınlar büyüdü, büyüdü, meyveye durdu. Şimdi dallarında ışıl ışıl ayrılıklar. Hemen koparırsanız kekremsi bir tat kalacak ağzınızda. Biraz bekleyin derim. Olgunlaşsın ayrılık. Büyüsün, sulansın, tatlansın. Ağzınızı burmasın. Sakın vaktini de geçirmeyin, çürütmeyin onu. Tadını alamazsınız sonra.

Her meyve gibi tam vaktinde tadılmalı ayrılık. Ne ham, ne çürümüş…

Soğuk hava depolarından çıkmış meyveler gibi de olmamalı.  Yazın portakal, kışın karpuz çekmiyorsa canınız, her meyvenin bir mevsimi olduğundandır. Ayrılıklar da böyle olmalı, mevsimi kaçırılmamalı.

Turfanda ayrılıklar mevsimindeyiz. Pahalı da olsa tadılmaya değer. Doyumluk olsun istiyorsanız biraz daha beklemelisiniz.

Dedim ya, kırılgan bir gül oluyor insan ayrılıklarda.

 

Tavsiye yazı: İsyan İşaretleri

2
Yorum yapın

avatar
1 Comment threads
1 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
Edebiyatçının BiriAlp Recent comment authors
Alp
Ziyaretçi
Alp

”Kırılgan bir gül oluyor insan ayrılıklarda.” Çok güzel yazmışsınız hocam. Elinize sağlık