Bestelenmiş Şiirler – 2

Şiir deyince akan sular duruyor. Yüzyıllardır şiir yazan binlerce şair yanılmış olamaz. Hulki Aktunç (hafızam beni yanıltmıyorsa) niçin şiir yazdığı sorulduğunda şu mealde bir cevap vermişti bir söyleşide: “Henüz yanyana gelmemiş binlerce sözcük var. Onları tanıştırmak istiyorum.” Çağlar boyu yazılmış mısranın çokluğunu düşünürseniz yan yana gelmemiş kelime kalmamış olmalı diyebilirsiniz. Biz zaten yan yana gelmemiş olanlara değil bir araya gelmiş olan kelimelere bakıyoruz. Arif Ay’ın “Bin yıllık bir ezgidir şiir, acıyı kayda geçirir.” dizesi dilnize takılınca başka bir şey okumasanız da olur sanırım. Ya da Ümit Yaşar Oğuzcan’ın o bilinen dizeleri: “Bir beyaz gemiydi ayıran onları / Kadın güvertedeydi, adam rıhtımda / Şimdi unuttum yüzünü kadının / Adamın gözleri aklımda” Şiirin devmına bakarsanız şair, adamın gözlerini niye unutmamıştır göreceksiniz.

Şiir üstüne ne söylesek eksik kalacak. Biz sözü daha fazla uzatmadan bu hafta seçmiş olduğumuz dört güzel şiire bakalım ve bestelerini dinleyelim.

1. Abdurrahim Karakoç – Mihriban

İlk şiirimiz Abdurrahim Karakoç’a ait. Bir yönüyle halk şiiri geleneğini sürdüren şair birkaç yıl önce (2012) hayata gözlerini yumdu. Mihriban şiiri Musa Eroğlu tarafından bestelenmiş. Mihriban gerçek bir isim değil ama gerçek bir aşk hikayesini anlatır. Şair çok sevdiği ve evlenemediği güzel için kaleme almıştır Mihriban’ı. Aşk hikayesi bir şiirle de sınırlı kalmaz. “Unutursun Mihriban’ım” isimli ikinci bir şiir gelir ardından. Tabi şair şiir yazdığı güzelin kim olduğunu -ayıp olur diyerek- hiçbir zaman açıklamaz. Zamanımızın yerlerde sürünen aşk(!) hikâyelerine benzemez elbette bu. (Bilgi: Şiirin ilk mısrası bazı şarkıcılar tarafından “sarı saçlarını deli gönlüme” diye okunmuştur. Bu hem kafiyeyi bozar hem de inceliği. Çünkü saçlar gönüle bağlanmaz, gönül saçlara bağlanır.)

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamıştın, çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban

Yar, deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban

Bunu da okumalısın:  İnsansız Hava Aracından Sonra Şiirsiz İnsan Aracı

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban

Boşa bağlanmış bülbül gülüne
Kar koysan köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtım tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban

Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban

 

2. Ümit Yaşar Oğuzcan – Dost Bildiklerim

“Sanırdım gündüzdü onlarla gecem / İçimde ümitti dost bildiklerim” Ne harika mısralardır bunlar öyle. Şair nasıl bir yıkılmışlık duygusuyla kaleme aldıysa artık. Allah kimseyi böyle bir hayal kırıklığına uğratmasın. Aşk şairi diye biliniyor Ümit Yaşar Oğuzcan. Kırılgan dizelerin sahibi. Hele şiir kitaplarından birine de ismini veren “Acılar Denizi” şiiri var ki bugüne kadar hiç okumadıysanız… Cümleyi nasıl isityorsanız öyle tamamlayabilirsiniz. 🙂


Korkar oldum bana “dostum” diyenden
Yoksa yok olandan,varsa yiyenden
Ne onlardan eser kaldı ne benden
Beni benden etti dost bildiklerim.

 

3. Yavuz Bülent Bâkiler – Gözlerin İstanbul Oluyor Birden

Bazı şairler vardır ki şiirlerini okurken şiirlerindeki söyleyiş kolaylığına hayran olursunuz. Yunus Emre, Behçet Necatigil gibi… Yavuz Bülent Bâkiler bunların devamı gibidir. Mısraları hem çok duru hem akıcıdır. Okuyanlar biliyor. Yazıya aldığımız şiir Selçuk Küpçük tarafından bestelenmiş. Adını duyan var mı? 🙂 Bu eserden sonra başka eserlerini de dinlemek isteyeceksiniz. Özellikle “Tebessüm Provaları” adlı ilk albümünü dinlemenizi isterim. Bu eseri dinlerken kafa karışıklığı olmasın diye bir uyarıda bulunalım. Burada şarkı olarak söylenen bölüm Yavuz Bülent’in şiiri. Arada okunan şiir bölümleri ise Sezai Karakoç’un “Mona Roza” şiirinden alınmış.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen.

Bunu da okumalısın:  Bestelenmiş Şiirler - 7

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin.
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek.
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek.

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde.

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden.
Martılar konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.

 

4. Faruk Nafiz Çamlıbel – Kıskanç

İntizar şarkısını hepiniz biliyorsunuz. Pek çok insan Muazzez Ersoy’un sesinden dinlemiş olmalı. Bu harika dizelerin sahibi Faruk Nafiz nasıl bir kıskançlık içinde iken yazdı şiiri kim bilir. Kıskandığı kimdi? Yazar Şükufe Nihal Başar’dı elbette. Şiir de bu, coğrafya öğretmeni şair-yazar için yazılmıştı. Çünkü Nazım Hikmet, Ahmet Kutsi Tecer gibi şairler de o dönem edebiyat çevrelerinin en gözde kadınlarından biri olan Şükufe Nihal’e karşı ilgi duymaktalar ve bu durum Faruk Nafiz tarafından bilinmektedir. Gel gör ki bu aşk da mutlu sonla bitmez. (Ayrıntıyı kime soracağınızı biliyorsunuz: Google.)

Dilerim Tanrı’dan ki,sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun,
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar,
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

(Bu şarkıyı Zeki Müren’den sonra söyleyenlerin hepsi bir inceliği göz ardı ederek söylediler. İlk dörtlükte geçen “benim bağrım kan olur” ifadesi sadece kafiyeyi sağlamak için seçilmiş değildir. Sonradan şarkıyı seslendirenler bu kısmı “benim bağrım taş olur” şeklinde kullanmışlardır. Oysa bağrı kan olmakla bağrı taş olmak arasında bir uçurum vardır.)

 

Yorum yapın

avatar