En Karanlık Gece Koleksiyoncusu

Birazdan gün doğacak, en karanlık gecenin en karanlık anına doğduğu gibi. Bitmeyen gece var mı? Mademki gecedir, biter; şeb-i yelda olsa bile.

Gece biraz zulmettir, biraz korku. Belki biraz da yalnızlık… Toplarsanız hepsini “biz” eder. İnsan, yani gece tortusu…

Ne garip bir koleksiyoncudur insan! Bazen pulları toplar, bazen paraları; ne işe yarayacağını bilmeden. Para kullanılırsa bir değer ifade eder ama o, saklayıp kıymetlensin diye bekler. Ya pullar? Bir sevgiliye gönderilecek mektuba pul olsa neleri anlatırdı kim bilir!

Umut koleksiyoncularına ne demeli? Binlerce umudunuz var ama hiçbirini kullanmamışsınız. ‘El Değmemiş Umutlar Koleksiyoncusu’na çıkmış adınız. Eyvah!

Ne ki koleksiyonların en güzeli geceyle yapılandır. Düşünsenize: ‘En Karanlık Geceler’ koleksiyonu size ait. İnadına karanlık… Nasıl oluşturdunuz, kimlerden topladınız, bilmez kimse. Mecnun’un geceleri sizde, Leyla’yı aradığı çöl geceleri… Ferhat’ın dağları nasıl delerim diye rüyalara yattığı geceler… Kerem’in, Aslı’nın peşine düştüğü gurbet geceleri… Dert çekenlerin şeb-i yeldaları… Hepsi sizde.

Bende ‘Karanlık Gecelerin Sabahı’ koleksiyonu… ‘En Karanlık Geceler’ koleksiyonunun birkaç saniye sonrasında oluşturulmuş. Leylâ’dan Mevlâ’ya çıkan aydınlığı anlatıyor, kum fırtınaları sonrasında. Bütün dişlerini feda eden Kerem’in Aslı’nın yanışıyla aydınlanan günlerini anlatan… Dağlardan fışkıran suyun Ferhat’ın yüzüne yansıyan ışığını haykıran…

Bunu da okumalısın:  Bir Bıçağın İki Yüzü

Biliyorum, biliyorsun, biliyor… Hepimiz biliyoruz: Zulmetin zirveye çıktığı anda başlar aydınlık. Bir şafak sökün eder karanlığın ardından. Apaydın… Mecnun unutuverir ceylânlarla dost olduğu ayaz geceleri. Hiç yaşanmamış sayar Ferhat, susuz geceleri. Kerem, Aslı olmayan gecelerden kurtulur. Bir bayram şafağı kadar aydınlıktır artık bütün geceler.

“Yeni gelen sabaha günaydın!”

 

Yorum yapın

avatar