Hazirana Nasıl Yakışmıştı Ayrılık

Sevgili Zehra,

Ben bunu anlatmayacaktım. Yazılacak bu kadar çok konunun, derdin arasında bu da nereden çıktı, neden kalemin ayaklarına dolaştı böyle?

Bazı konular böyledir, zorla dayatır, siz istemeseniz de yazdırır kendini. Bırakmaz peşinizi. Önünüzde, ardınızda dolanır durur. Sonunda dayanamaz kucaklar, bağrınıza basarsınız.

Ben bunu anlatmayacaktım. Haziranı anlatsam demiştim. Hazirana nasıl yakışmıtı ayrılık, bunu anlatsaydım. Sararmış yapraklar mevsimi güze, solmuş aşkların ayı eylüle yakışıyorsa da ayrılık, öyle öğretmişlerse de biz haziranların sıfatı yapmıştık çoktan hicranı. Ve inadına vuslattı eylül. Düşen her yaprağın elinden tutalım isterdik. Sararıp solan her kalbin yeşermesiydi derdimiz. Biz umudu hiç öldürmedik eylüllerde.

Ben bunu anlatmayacaktım. Bir mezuniyetin ışıltılı gecelerinden ne kalıyorsa geriye onu anlatsaydım, anlatabilseydim. O ışıltıların hep yalan olduğunu, biteceğini, söneceğini… Geriye sadece gece kalacak çünkü. Işıltılardan arta kalan gece. Yaşayıp öğreneceksiniz.

Ne acımasız bir kelimedir “mezuniyet”. Bir diplomadan çok daha fazlası vardır onun içinde. Lügatların söylediğine bakarsan bir mükellefiyettir mezuniyet. Yani bir külfettir özünde. Kendine yetebilmenin adıdır. İzin vermektir bireye. Yasakları kaldırmaktır. Özgürleştirmektir.

Yine o kalın kitapların satır aralarında görürüz ki “yol verilmiş” anlamını taşır mezun(iyet). Gidebilirsin demektir bu. Bir güveniştir. Ama biraz da sitemdir, “git, ne halin varsa gör” demektir. Kelimelere hangi anlamı giydireceğin sana kalmış. Çünkü sen artık mezunsun. Belli bir yeterliliğe ulşatığın düşünülüyor resmi makamlarca. Eline tutuşturulan diploma tutuşturacak ellerini.

Sahi ben neyi anlatacaktım? Yalnızlığı alatsam demiştim, okul koridorlarında kalan. Ayrılığı anlatsam demiştim, mezuniyet gecelerinden arta kalan. Soyunup dökündüğünüz, ruhunuzun üşüdüğü geceler. Kime sarılsanız ısınamadığınız, ısınamayacağınız.

Şimdi ben de izin vereyim sana. Mezun ol. Hatıralar takılacak peşine, çok da aldırma. Yürü sabaha.

“hiç ağlama

ağlamak yakışmıyor haziranda adama”

 

Tavsiye yazı: Yapış Yapış Bir Hüzün

Yorum yapın

Bir yorumu hak etmiş olmalıyız.

avatar
wpDiscuz