Mısralar, Biraz da Siz Söyleyin

Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Mutluluğa boş verdim, yüreğim isyanlarda. Gözlerinde buz yanar yalancılar şahının. Ceylanlar su başında susuzluktan yanar da, anlarsın türküsünü bir ömürlük âhımın. Mutluluğa boş verdim, yüreğim isyanlarda!

Baş kesilir, kola hayat vermeye. Bin diken beslenir bir gül dermeye. Beyin çarmıh yapar aklı germeye. Bir bilen yok adalet ne, kadı ne?

İnsan bu, su misali kıvrım kıvrım akar ya, bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya! Peki sen neredesin? Her şey akarken sen niye yoksun? Kurtulmaya azmin, niye bilmem ki, süreksiz? Kendin mi senin, yoksa, ümidin mi yüreksiz? Bu yoldan dönenler oldu. Mum gibi sönenler oldu diye türkü söyleyenler seni mi kastediyordu yoksa?

*         *          *

Hayâl meyal şeylerden ilk aşkımız, ilk sayımız. Hatırası bile yabancı gelir. Gazete çıkarmaya beraber başladığımız, dostlarla da yollar ayrıldı bir bir. Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Ne hasta bekler sabahı, ne taze ölüyü mezar, ne de şeytan, bir günahı, seni (sizi) beklediğim kadar.

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır. Ve neden sonra, tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede, hatırla ki mahşer günüdür, ortalığa düşmüşüm seni (sizi) arıyorum. Çünkü sen Asım’ın nesliydin. İhtiyaçtın, gerekliydin. Hatırladın değil mi? İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek… haykırışında anlatılan sendin.

Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda; dokunabilir misiniz, göz yaşlarıma, ellerinizle? Bilirim, sen anlamazsın böyle şeylerden. Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi! Ve bana kızma! Hem “Biraz da başkaları kurtarsın vatanı” deyip de, bir köşeye çekilmesi kolay mı? Baştan başa yıkıldı dünyalarımız, yapması kolay mı?

Gül sundum yediler, koklamadılar. Armağan can verdim saklamadılar. Gittim… gelir diye beklemediler. Kaybolan gölgemi yollara sordum. Yok!

Ve etrafımızda birkaç iyi insan. Ya hiç kimseolmasaydı? Bizim de yaşadığımız hayattır kardeşim. Biz de soluk alıp vermedeyiz. Yani her insan gibi sevmekteyiz, sevilecek şeyleri. Bilirim, acı nasıl da oturur adam yüreğine. Ne var yani işte, iyiyim diyorum ya, inan olsun iyiyim. İnsan gerçekten iyi oluyor, iyiyim dedikçe.

*          *          *

Delikanlım! İşaret aldığın gün atandan (ki almış olmalısın!),yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan! Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın! Kızım sen de…

Delikanlım! Sele yatak olma, damlaya kap ol. Gülüşte mest olma, gamda bitap ol. Cehle mektep olma, ilme kitap ol. Seni saklayacak bir raf bulunur elbet!

Okumalı kadınımız, kızımız. Parlamalı kalemimiz, yazımız. İftiharla ağarmalı yüzümüz. Hedefini aramalı göz, oğul… Bilmekle dilenir en güzel niyaz. Bunu teyid eder, düşünmek biraz. İdraki olana sivrisinek saz… İdraksize davul zurna az, oğul!…  

Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı. Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında direnen insanlığın. Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü. Çatlayacak yalanın çelik kabuğu. Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu!

*          *          *

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi. Çünkü ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana.

Sana her şeyi anlatmadım….

En güzel türkümü böldüm yarıda; sustum, yüreğimi sana getirdim. Aşk kınından kalemimi çıkarıp, kestim, yüreğimi sana getirdim. Yürek vermez yürekliye darıldım. Küstüm, yüreğimi sana getirdim. Bir güvercin kanadının ucuna astım, yüreğimi sana getirdim. Denizlerde tuz koymadım, yarama bastım, yüreğimi sana getirdim. Sesimin ibresi uz konuş dedi. Kıstım, yüreğimi sana getirdim. Dalgalarca dalgalandım, rüzgarca estim, yüreğimi sana getirdim. Sen can istemişsin, candan da özge. Dostum! Yüreğimi sana getirdim!

Ne sabahlar gördüm ben, diri diri harcadım. Çarpım tablolarında vakte hükümran oldum. Hiçbir aşk kütüğünde mükerrer geçmez adım. Ve yarın ki sabahı ben bu akşamda buldum.

Daha anlatayım mı?

*          *          *

Yâ Rab, bizi kahretme, helâk eyleme… Amin!
Tâ ibret olup kalmayalım âleme… Amin!

 

Yorum yapın

avatar