Pazar’lık – 5

16 Kasım Çarşamba

Şakir Egeli. Seksenli yılların sonunda bir yıl lise müdürümüz olmuştu. Vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. Kaderin sizi bir kez bir yerlerde karşılaştırdığı insanların ölümü hüzün veriyor.


Yaklaşık üç saat kitap okudum. Geceydi. Güzeldi. Özlemişim. Sürekli olmayacağını biliyorum. Keşke her gün bu kadar kitap okusam. Ama nerede bende o azim!


Gününüz insanının bir şeyi unutması mümkün değil artık. Sosyal ağlar her bir haberi gözümüzün içine sokuyor, tarihte ne olmuşsa hatırlatmak için kapımızı çalıyor. Ahmet Kaya’nın ölüm yıl dönümünü bu vesileyle öğrendim. On altı yıl geçmiş. Başkasının ölümlerine ve acılarına ait yıllar hep böyle sessiz, derinden ve hızlı mı birikiyor?

En iyi sanatçılardan biri benim için. Fikri, siyasi düşüncesi şöyle böyle diye ayırıyorlar sanatçıları. Böyle ayrımlarla dinleyeceksek insanları, benim dinleyeceğim pek kimse kalmıyor. Ben herkese muhalif bir adamım çünkü. Müzikte, edebiyatta işin özü sanatta evrensel bakışı yakalamamız gerekiyor.


17 Kasım Perşembe

Hâlâ geceleri yapılacak en güzel işlerden biri radyo dinlemek. Hele ki Kral FM…


18 Kasım Cuma
Belediye Otobüsü
Hikâyesi bol belediye otobüsleri

Belediye otobüsleri bol hikâyeli mekânlar. Nadiren ben de biniyorum. Çeşit çeşit insan tipi. Eskiden şoförlere kızıyordum. Yolcuları gördükçe adamlara hak vermeye başladım.

Bunu da okumalısın:  Anneler Günü İçin Ne Yazacağını Bilemeyen Çocuk

Otobüs durakta durmuş. Sen inmemişsin. Yirmi otuz metre ileride kırmızı ışıkta durunca inmek için uğraşıyorsun. Şoför izin vermeyince de dikleniyorsun. Sen yirmi otuz metre yürümeyeceksen niye otobüstesin ki zaten? Ardından biri daha. Yine durakta inmemiş. Üst geçitte inmek istiyor. Durak yok, trafik vızır vızır. Sen keyfine göre durak istiyorsun.

Bazen benim canım da istiyor istediğim yerde inmeyi. Işık buna dâhil. Şoföre ‘Müsait bir yerde inebilir miyim?’ diyorum. Adam indirecekse açıyor kapıyı. Teşekkür edip iniyorum. Açmazsa durağa kadar bekliyorum. Şoföre kızmaya hakkım yok. Ergen ağzıyla soralım o yolculara: Sen neyin tribindesin?


19 Kasım Cumartesi

Kapitalizm 50 kuruşluk suyu 1 liraya işeten sistemdir diyorlar. Öyle değil sanırım.

Arabaya koltuk kılıfı taktırıyorum. Çırak sesleniyor elinde ekmek arası bir şeyle “Ü… abi yemek!” diye. Usta yüzüme bakıyor: “Abi vaktin var mı? Bi’ yemek yesem.” Hayır, diyecek hâlimiz yok. Aklıma yukarıdaki söz geliyor. Öyle acımasız bir sistem kurmuşuz ki en doğal ihtiyaç olan yemek için bile parasını alacağın insandan izin istiyorsun. Yemek yiyebilmek için hiç tanımadığın birinden izin istemek zorunda kaldığımız sistem kahrolsun!

Bunu da okumalısın:  İnsanlık İnsanlığından Utansın! #Pazar'lık-7

20 Kasım Pazar

Pazar’lık” beş, “Besteli Şiirler” dört yazı olmuş. Zaman hızla geçiyor. Şu anda okumakta olduğunuz yazı serisi için, kendimi sıkmadan her hafta içimden geldiğince bir şeyler karalama fikriyle yola çıkmıştım. Beş haftalık süreç gösterdi ki bu iş göründüğü kadar kolay değilmiş. Her hafta yazmak. Hem de her konuda…


Bazı insanlar ağızlarına s*çmadığımız için mi bir tuvalet kadar olsun huzur vermiyor bize?


Bugün lise düzeyinde Ke-Pe-Se-Se (KPSS) vardı. Benim bu tarz sınavlarla ilgili hiç tecrübem yok. Yaşanan heyacanı da çok fazla bilemiyorum. Lakin sınavlarda aldığım görevlerden edindiğim intiba, kazanmanın zor olduğu. Allah herkesin gönlüne göre versin. Bu sınav(ın her düzeyi) için bir gün bir “azim kahramanı” anlatırım size. Ama bir gün…

 

Yorum yapın

avatar