Vakitsiz Unutuşlar

Eda Ülkü’ye,

“Resmine baktığım güzel kız, genç kız / Unuttum, unuttum, unuttum seni.. / Eski bir albümde durursun yalnız / Unuttum, unuttum, unuttum seni” der Abdurrahim Karakoç. Der ve bizi kurtarır mazeret aramaktan. Sonuçta insanız. Ve insan, nisyan ile malul. Nihayetinde sen beni unutacaktın, ben senden biraz önce davranmış oldum.

Yazılabilecek güzel cümlelerin neredeyse tamamı şairler tarafından terennüm edilmiş. Bizimki onların arasına üç beş kelam sıkıştırmaktan ibaret. Şu mısraları okuyunca ne demek istediğimi anlayacaksın: “Rüzgâr gibi geçip giden gençliğimin tanıkları / Şu yıpranmış fotoğraflar, soluk renkli, siyah beyaz / Şunlar bana dostlarımın içtenlikle yazdıkları / Ne derseniz deyin, kalbim hiçbirini bırakmaz.”

Senin siyah beyaz, yıpranmış fotoğrafların hiç olmadı belki. Ama dostlarının içtenlikle yazdıkları olacak. Bu satırları da onların yanına koy. Elest bezminden tanışıyor onlar.

Kaç mevsim sonra olacağını şimdi kestiremediğimiz “unutuş”larla tanıştığında diline dolanan mısralar ihtimaldir ki Ümit Yaşar Oğuzcan’a ait olacak: “Bir gün gelir de unuturmuş insan / En sevdiği hatıraları bile / Bari sen her gece yorgun sesiyle / Saat on ikiyi vurduğu zaman / Beni unutma”

Bunu da okumalısın:  Hatıralar Çöplüğü Zaman

Kimle başlamışsak onunla bitirelim: “Bilemem aradan geçti kaç sene / Memleketin nere, kimsin, adın ne? / ‘Hatırla’ diyerek bakma yüzüme / Unuttum, unuttum, unuttum seni.”

Ama sen beni unutma…

 

Yorum yapın

avatar