Vuslatı Mahşere Kalmış Ayrılıklar

Hatice’ye,

“Kul kurar, kader güler” der bir şarkıda. (Kimin sözüdür bilmiyorum.) Öyledir. Lise hayatının ilk üç yılını nerelerde geçirdin kim bilir. Belki hep bir okula aidiyetin vardı, diplomayı o okuldan alıp bunu perçinlemek niyetindeydin. Belki üç yılda birkaç okul gelip geçti hayatından. Hiçbirine ait hissetmedin kendini.

Ve son yılında bizimlesin. Halil Akyüz Anadolu Lisesinin adını dahi duymadığın günlere dönersen, buradan mezun olacağına dair hiçbir hayal bulamazsın zihninde. Ne ilginç değil mi? Kul kurar. Kader güler.

Sizin çok özel değerler atfettiğiniz yıllıklar için kaleme aldığım onlarca yazıda “ayrılığı çok, vuslatı az” cümleler kurdum. Sayfalar dolusu.

Arkadaşlarından ayrılıp gidecek olmanın hüznü değildi anlatmak istediğim. İnsan insana elbet kavuşur. Bugün yollarınız ayrılacak belki. Sen bilmesen de biz biliyoruz, hiç umulmayan zamanlarda dostlarla tekrar buluşulur. Anılar tazelenir. Kimi bir ömür sürer bu kavuşmaların, kimi bir kahve içimi. “Daha dün gibi” diyerek başlanır cümlelere.

Mekânlara dönüş daha zordur. HAAL bir daha senin okulun olmaz mesela. Hep misafirsindir. Gelirsin, iltifat ederler. “Benim sınıfım” dediğin sınıflara konuk olursun. Ama hep misafir. Bir daha gelmeyecek olan zamandır. Yani ân’dır. Kıymeti bilinmiş veya bilinmemiş, geçip gitmiş. Kalbi acıtan ayrılık cümleleri işte bu ân’a söylenmiştir.

Bir başka vesileyle yazdığım bir cümleyi yeniden yazmanın vaktidir. ‘Hiçbir ayrılık böylesine acı olmasın’ temennisini ekleyerek. “Vuslatı mahşere kalmış ayrılıkların hasreti var içimde. Hüznünü gizlediğim.”

 

Tavsiye yazı: Kalbine Gelmeden

Yorum yapın

Bir yorumu hak etmiş olmalıyız.

avatar