Yaşamak Sancısı

Rabia’ya,

“Size gözümün nurunu, canımın ta kendisini emanet etmiştim ben. Onu geri almaya geldim. Emanetime iyi baktınız mı?” sorusunun dünyalık olmasa bile uhrevî cevapları için harcadık bunca yılı. Basit beklentilerin peşinde heder edilemeyecek kadar kıymetliydi ömür.

Soruyu soran Nazan Bekiroğlu versin mi cevabı: “Bu sorunun cevabını biliyorum, bakmayın sorduğuma. Sizin de yaşamak sancısıyla baş edemediğiniz günler; kırgınlıklarınız, alınganlıklarınız olmuştur ihtimal. Her zaman güler yüzlü davranmayı başaramamış da olabilirsiniz. Ama iyi bilirim ki kendi çocuklarınıza gösterdiğinizden farklı değildi bu yüz. Emanetime iyi baktığınızın işte ben şahidiyim. Kuru bir teşekkürden fazlası gelmez elimden. Ama onun için harcadığınız bunca emek, gösterdiğiniz onca fedakârlık, verdiğiniz olanca destek için çok teşekkür ederim.”

Bir anne olarak bu satırları kaleme alırken yazar, yazının doğrudan muhatabı olmayı çok isterdim. Olsun, bir yönüyle bütün muallimlere bir şükran bildirisidir bu. Her iki tarafın da temsilcisidir o: Yazan, yazılan.

Şimdi ben sorayım bugün ve yarınlar için: Sen bizim emanetimize iyi baktın mı? Bakacak mısın? Bir vedia olarak sana verilen her ne var ise, onları bir aşka gösterilen ihtimamla korumayacaksan, onlara gözünün nuru gibi bakmayacaksan, bu davayı senden sonrakilere aldığından daha sağlam teslim etmeyeceksen yükleneceğin vebali ben söylemeyeyim. Sen bulursun onu. Bilirsin. Emanet sana emanet!

 

Tavsiye yazı: Kimsenin Bilmediği Şiirler

Yorum yapın

avatar